90 – Beled

Beled suresi, Mekke döneminde inmiş olup 20 ayettir. Sure adını birinci ayette geçen ve “şehir” anlamına gelen “Beled” kelimesinden almıştır. Sûrede bazı önemli varlıklara yemin edilerek insanın hayatında karşılaşacağı birtakım zorluklara, sıkıntılara dayanacak şekilde yaratıldığı, servetine güvenerek Allah’a karşı gelenlerin aldandığı, Allah’ın emirleri doğrultusunda yaşayanların ise âhiret mutluluğuna ereceği anlatılıyor.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

  1. Yemin ederim bu Beldeye (Mekke şehrine) ki (iş o inkârcıların sandığı gibi değil).
  2. Sen de serbestçe bu beldede yaşıyorsun.
  3. Ve o babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin olsun ki,

Yani “insanın ilk atasına ve ondan meydana gelen soylara, milletlere ya da İbrahim ve oğlu İsmail’e veya her babaya ve oğluna” andolsun ki,

  1. Biz insanı (hayatında karşılaşacağı) birtakım zorluklara, sıkıntılara dayanacak şekilde yarattık.
  2. (Hal böyleyken) o sanıyor mu ki, hiç kimse ona güç yetiremeyecektir!
  3. (O insan) “Ben, yığınla servet tükettim!” diyerek övünüp duruyor.
  4. Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?
  5. Biz ona (görmesi için) iki göz vermedik mi?
  6. (Konuşabilmesi için) bir dil ve iki dudak lütfetmedik mi?
  7. Yine Biz ona (hak v e batıl, eğri ve doğru) iki yol göstermedik mi?
  8. Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
  9. Bildin mi, o sarp yokuş nedir?
  10. O, köle âzad etmektir (tutsakları özgürlüğüne kavuşturmaktır).

Burada verilmek istenen mesaj sadece tutsak olan bir köleyi âzad ederek hürriyetine kavuşturmak değildir. İnsanların özgür iradeleriyle yaşamaları için mücadele vermek, nefsine esir olmuş, günah bataklığında boğulmaya yüz tutmuş kişilerin hidayetine vesile olmak ve onları nefsin esaretinden kurtarmak da bir nevi tutsağı özgürlüğüne kavuşturmaktır.

  1. Yahut kıtlık ve yokluk zamanında aç kişiyi doyurmaktır.

Bolluk zamanında doyurmayan yokluk zamanında nasıl doyuracak? Günümüz insanı israf etmeyi, lüks ve gösterişli hayatı bir medeniyet olarak biliyor, bencil yaşamayı benimsiyor ve bunu bir hayat tarzı olarak görüyor, infak etmeyi, paylaşmayı büyük bir kayıp olarak değerlendiriyor, insanları sosyal statülere ayırarak üst, orta ve alt sınıf olarak gruplara ayırıyor ve kendisini her zaman üst sınıfta görmek istiyor ve bunun için her yolun kendisine mubah olduğunu düşünüyor.

  1. Yakındaki bir yetime (bakmaktır).
  2. Barınağı olmayan, ezilmiş boynu bükük bir yoksula (sahip çıkmaktır).
  3. Sonra, inananlardan ve birbirlerine sabır ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
  4. İşte bunlar Allah’ın emirleri doğrultusunda yaşayarak âhiret mutluluğuna erenlerdir.
  5. Ayetlerimizi inkâr edenler ise, sağduyulu hareket etmeyip Allah’ın emirlerini dikkate almayarak kötülüğe batmış kimselerdir.
  6. Onlara (kapıları) üzerlerine (sımsıkı) kapatılacak bir ateş vardır!